Menu

Gezi Yazısı Örnekleri Uzun

Gezi Yazısı Örneği, İzmirde Gezilecek Yerler

Güzel Türkiye’mizin incilerinden birisi olan İzmir’i anlatmak sayfalara sığmaz. O yüzden İzmir’i ilçe ilçe anlatmak daha uygun olur diye düşündüm. Bir İzmirli olarak sıkça gittiğim İzmir’in kuzeyinde bir sahil kasabası olan Eski Foça’yı ve bu sene yaşadıklarımı anlatarak yola çıkmak istedim.

Ankara’dan ortalama 50 dk süren uçak yolculuğu sonunda Adnan Menderes hava limanına indim. Buradan İzban’a binerek 1.5 saatlik bir yolculuktan sonra hatundere durağında indim. İndiğim noktada hazır bekleyen eski Foça’ya kalkan belediye otobüsüne bindim. Yol boyunca geçtiğimiz yeşillikler, insanların sıcaklığı bende ayrı bir huzur ve yaşama sevinci yarattı. 40 dk. kadar süren bu yolculuğun sonunda ise Foça nın o muazzam güzelliği ile karşılaştım. Orada teyzemlerin sıcacık karşılamaları ve sahil kenarında yemek yemenin zevkini daha Foça ya ayak basar basmak yaşadım. Gecenin sonunda Eski Foça ile yeni Foça’nın kesiştiği noktada bulunan geçen sene aldıkları yazlıklarına geçtik. Bu yazlıkların en büyük özelliği ise Foça Belediyesi tarafından da ödüllendirilen Taş evler olması. İzmir’in yakıcı sıcaklığından sonra deniz kenarında hafif yamaçlara doğru olmasından kaynaklanan serinliği ile tam yaşanacak yer diye düşündüm. Verandalarından görünen kapanmayacak eşsiz deniz manzarası karşısında sevdiklerimizle yapılan sabah kahvaltısı ise doyumsuzdu. Yaşam bu işte demekten kendimi alamadım.
Bu noktadan görünen günbatımı dillere destan. Bir inanca göre ise her akşam buradaki günbatımını seyrederek 7 gün üst üste yapılan dilek ve dualar kabul görürmüş. Bende 7 gün boyunca bu dualarımı ve dileklerimi gerçekleştirdim. İnşallah kabul görür.

İlk denize girişimi aynı yerde mavi bayraklı denizinde akraba ve dostlarımızla yaptım. Güneşlendim, yüzdüm ara ara verdiğimiz molalarla günü bitirip evimize güle oynaya neşe içinde döndük.
Salı günleri Eski Foça’nın pazarı. Turistlerin bile akın ettiği bir pazar. Gitmeden yapamazdık. Pazara gitmeden merkezinde sahil kenarında yapılan bir kahvaltıdan sonra Egenin meşhur yeşillikleriyle buluşmak üzere pazara geçtik. Envai çeşit sebze, meyvelerin arasında neyi alacağımızı şaşırmamak mümkün değildi. Herbirisinin doğal, buram buram kendi kokularından pazar geçilmiyordu. Domatların güzelliği, kokularının tam domat gibi kokması oldukça yüklü bir pazar alışverişi yapmamıza neden oldu. Aldığımız Domatları kışa hazırlık olarak konserve yapacaktık. Ertesi sabah kalktığımızda teyzem çoktan domateslari soymaya başlamıştı bile. Bizlerde yardım etmeye başladık. Kalabalıkla kısa sürede yapılan konserveler sıra sıra tezgahımızın üzerindeki yerlerini almaya başladı. Ne güzel bir mutluluktu, kendi yiyeceğini bu kadar sağlıklı bir şekilde hazırlamak.
Her günümüzü ayrı bir güzellikte doya doya yaşadığım 25 günlük bir Foça tatilimden sonra sevdiklerimden ayrılarak Ankara yollarına düştüm. Seneye kim bilir olur muyum buralarda…

Yorumlar

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.