Menu

Sıfırın Tarihçesi

Matematik alanında yokluğun göstergesi ve tek başına değeri olmayan rakam sıfır’dır. Sembolik olarak sıfıra matematikte yer verilmiştir. Pozitif ve negatif sayıların tam ortasında bulunmaktadır. Çarpma işleminde sıfırın kullanılması, çarpan rakamın kaç olursa olsun sıfır olduğundan dolayı sonuç sınıf olacaktır, çarpmada yutan eleman olarak adlandırılmıştır. Toplama işleminde de toplandığı sayı yine aynı olur ve etkisiz eleman olmaktadır.

Sıfır’ın bulunması M.Ö. 700-500 yılları arasında Mezopotamyalıların astronomi ile uğraşan kişiler tarafından bulunduğu gösteriliyor.

M.S. 2. yüzyılda Yunanlılar Batlamyos’un astronomi ile ilgilenirken sıfır yerine geçecek boşluk temsili işaret kullandı. Sıfır tarihte ilk olarak Hint matematiğinde ortaya çıktı. Hint dünyası bugünkü sıfır işaretini kullanmaya başlayarak hesaplamalarına dahil etmiştir.

İslam dünyasında matematikçi olan Harezmi dokuz rakamla birlikte sıfırın kullanımı aritmetik işlemler yapılışının eserini yazdı. Eser Viyana Saray Kütüphanelerinde yer aldı. Kendi el yazısını taşıyan eser 1143 tarihinde yazılmıştır. Cebir kurucusu olan Haremi daha sonra Latinceye çevirerek tüm bilim dünyasına sundu. M.S. 1100 yıllarında Avrupa bilim dünyası sıfırı kabul etmiş ve kullanmaya başlamıştır.

Sıfır yokluğun belirtisi olmuştur. Başlangıç noktası olarak tanımlandı. Rakamlar belli bir seviyeden doğru ilerlemeye başladı. Kullanımı rakım hesaplamalarında deniz seviyesinin belirlenmesinde aktif olarak gösterim yapmıştır. Tamsayılarda sıfır ne pozitif nede negatif kabul edildi. Sıfır bir boşluk ve yok sayı olarak kabul edilmiştir.

Yorumlar

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.